Yazdırma tarihi : 5/25/2022

HER ŞEY OLABİLİR-2

Tarih: 10/25/2021 9:25:56 AM


Benim gözümde Selçuk Tepeli,
 


Mehmet Ali Birant’tan sonra haber yorumcuları arasında çok ciddi bir fark yaratan isim oldu. Nedeni, kesinlikle siyasi eğilimime yakın -daha doğrusu- iktidara muhalif olması değil, konuları, sorunları ve olayları aktarır ve yorumlarken olabildiğince özlü, yansız, bilimsel kaynakları derinliğine araştırıp, öğrenip ve sade-arı bir dille sunma yeteneği, diyebilirim.
Geçen hafta Partili Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan’la CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu’nun karşılıklı kullandıkları -yalancı- sıfatı üzerine, “yalan” ile “saçma” arasındaki farkı, bir bilim adamından alıntı ile açıkladı.
Yaptığı yorumu çok önemsedim. S. Tepeli’nin işaret ettiği gibi, “Yalan”, eski Yunan’dan beri politikacının başvurduğu bir propaganda aracıdır. Etkisi bir süre sonra yok olur ya da doğrusu sonunda ortaya çıkar. “Saçma”, yersiz, akla aykırı bir sözdür. Ama yetkili ve etkili kişilerin ağzından çıktığında, çok önemli ve tehlikeli sonuçlar doğurur. Giderilmesi olanaksız olur.
Selçuk Tepeli bu farkı somutlaştırmak için şu haberi verdi, “Başkan Erdoğan F-35'ler için ödenen paraya karşılık ABD'nin Türkiye'ye F-16 teklifi yaptığını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price ise, ABD Türkiye'nin F-16 talebiyle ilgili herhangi bir finansman teklifi yapmadı”. Bu haberle ilgili S.Tepeli’nin yorumu şöyleydi: “Burada biri ya da iki taraf ta yalan söylüyor ama sonuç değişmez. Gerçek ne ise, ortaya çıkar”.
Selçuk Tepeli’nin “saçmalamak” ile ilgili ima ettiği gerçeği de, ben somutlaştırayım: Partili Cumhurbaşkanı, üç kez MB Başkanı değiştirdiği halde dolar tırmanırken “Ben iktisatçıyım, faiz enflasyonun sebebidir” inadı ile tam anlamıyla “saçmalıyordu”. Ve o yüzden ülke ekonomisi girdiği darboğazdan çıkamaz duruma düştü.
Geçen haftaki yazımın başlığına “Her Şey Olabilir”i koyarken, artık gündeme oturan seçim dolaysıyla neler olabileceğini ve yorumlarımı yazmıştım. Sonunda ne olacaksa da, “Partili Cumhurbaşkanının söyleyeceklerine ve atacağı adımlara bağlı” demiştim.
Bu savımın, işte bu Selçuk Tepeli’nin -yalan ile saçma- arasındaki ayrılığa dayandığını bu yazımda belgelemek istiyorum; 2002’den İstanbul belediye başkanlığı seçimine kadar AKP (Genel Başkan R.T. Erdoğan) her seçimde aldığı oyun arkasındaki birincil (başlıca) etmen, seçmenin (halkın) aş-iş (ekonomik) sorunlarıyla ilgili beklentisi idi.
2000 krizinde aşsız ve işsiz kalan seçmen çareyi, yeni-denenmemiş ve “kendinden biri” sandığı ve tinsel propaganda ustası Kasımpaşalı R.T. Erdoğan’da aradı.
R.T. Erdoğan, her seçimde oyunu öylece artırırken propagandasını yine hep, abartılı vaatler, gösterişli beton ve demir yatırımları, borçlandırıcı (kredili) konut ve tüketim harcamaları ve de içe dönük milli-yerli söylemi üzerinden sürdürdü.
Ne zaman ki, Partili Cumhurbaşkanı (Tek Adam) olarak, maliyeden-merkez bankasından marketlere-tezgâhlara, F-35, S-400’lerden yangın söndürme uçağına kadar bütün kararları kendi üstüne alma gibi “saçmalıklar” yapmaya başladı, başta mali yapı, ekonomi allak bullak oldu.
Artık yalanla* (doğruları saklayarak, saptırarak, karartarak, üstünden atarak) gideceği bir demokratik (gizli oy-açık sayımlı) seçimde, yüzde 50+1 oy alabilmesinin olanaksız olduğunu herkesten önce kendisi görüyor. Ve dolaysıyla, her beşer gibi Tek Adam da saçmalamaktan** başka çare bulamıyor.
Dileriz daha uzun sürmez de, ülkemiz ve yurttaşımız daha da beterlerini ve acılarını yaşamaz.
(*) Yalan: Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz (T.D.K.)
(**) Saçma: Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt (T.D.K.)





Haber NO: 1306

Kategori: BiGazete