Eğer, Baykal büyüklük gösterip Kemal Derviş lehine çekilirse,1999'daki
istifasından çok daha büyük takdir toplar. Halkın da CHP'nin de başının tacı
olur. Böyle bir CHP Türkiye'nin önünü açar, AKP'yi ciddi anlamda zorlar
10/1/2005 * CHP'de "Mustafa Sarıgül" nereden çıktı?
Burası önemli: 2002 seçimi bitti, altı ay geçti, Sarıgül beni aradı. Sarıgül
parti içinde etkinlik açısından önce Baykal'ı, sonra beni bilir. Ali Topuz'un
adamı zannedilirdi ama hiç öyle değildi. O yüzden "Abi İstanbul'a gelirsen beni
arar mısın?" dedi. Gittim. Dedi ki, "Ne yapacağını. Bu YTP'de falan kalamam.
Lütfen beni partiye alın. Bülent Tanla'ya rica ettim, Genel Başkan asla
istemiyor, dedi. Bir yol göster bana." O zaman Sarıgül'e ne istediğini özellikle
sordum, bana "Ben anakenti bile değil sadece Şişli'yi istiyorum" dedi. Ara
bakayım Şinasi'yi (CHP İstanbul 11 Başkanı) dedim. Şinasi geldi. Genel Mer kez'i
arattım. Genel Sekreter Önder Savla konuştum, "Yazık günahtır alın şunu" dedim.
Aynı gün Baykal kabul etti. Olay böyle.
* Genel başkanlık fikri aklına sonradan nereden geldi?
Zannediyorum özellikle Onur Kumbaracıbaşı'nın teşvikiyle oldu bu iş. Onur onun
hamişidir, bu hareketin beyni de odur bence. Temmuz 2003 kurultayı sırasında "Bu
partinin başbakanıyım" diye ortaya çıktı. Niye? Çünkü herkes gibi o da Baykal'ın
bir sonraki seçimlerde oy alamayacağını gördü ve çıktı yola.
* Yola çıkmasaydı bu rüşvet iddiaları araştırılır mıydı?
O yüzden zaten Baykal'ın izlediği yöntem yanlış oldu. Çünkü Sarıgül bile "Beni
çağırsaydı iki saat, beni genel başkanıma derdimi anlatabilirdim" dedi. Yani
Allah için "Beni çağırsa, otur oturduğun yerde dese otururdum" demeye getiriyor.
* Baykal gibi biri daha iyisini yapamaz mıydı?
Ta 1998 kurultayında başladı bu. içine kapandı. İnkar edemem ismet Paşa'dan
sonra hayatımda bütün boyutlarıyla liderliğe uygun başka siyasetçi görmedim.
Mesela Ecevit öyle bir lider değildi.
* Peki hatası ne?
Liderliği onu esir aldı. Sanki 2. Dünya Savaşı sonrası çağdaş olmayan bir
liderlik psikolojisine girdi. Tam otorite, mutlak bir fikir ısrarı! Bunu hiç
çekinmeden her yerde söyleyebilirim: O kadar büyük emek sarf etti ki 1972'den
beri... Bu partiyi alacağım, genel başkan olacağım, sonra da başbakan olacağım
diye... O yüzden bunu hak ettiğine artık sonsuz inanıyor. Kendisinden başka
kimsenin genel başkan olmayı hak etmediğine dair içinde bir inanç oluştu. "Bir
seçim daha deneyeceğim" duygusundan kendisini soyutlayamıyor. Üstelik hiçbir
şansı olmadığım kendisi de gördüğü halde...
* Psikolojik bir tarafı mı var?
Bilemem ama bu kadar somut olay. Bu son yaptığı "Elimden seçilme şansımı
almayın" ısrarı... Bu yok! Seçilemeyecek!
* Acaba çevresinde onu buna inandıranlar mı var?
Çevresinde onun bir gün başbakan olacağına inanan tek kişi bile yok. Ama küçük
hesapları için bunu ona söylemiyorlar. Söyleseler de Baykal hiç kimsenin
etkisinde kalmaz.
* Bu da bir güç...
Artık nasıl yorumlarsanız... Bir liderde olmaması gerektiği kadar tez canlılık
vardır. Olaylar karşısında çok aceleci karar verir ve tahminleri de hep yanlış
çıkar. Mesela hayatında en az üç-dört kez koalisyona girme şansı vardı, hepsini
kaçırdı. Ve çok ilginçtir, adam etkisinde kalmaz. Aldığı bilgileri kendi
kafasına yorumlar o kadar... Üstün iradesiyle...
Baykal'ı Türkiye kaybetti * En etkilendiği kişi de sizdiniz?
Hayır, o etkilenme değildi. Ben samimiydim, sadece onun yararı için
çalışıyordum. Bunu biliyordu. O yüzden danışmanlığımı kabul ediyordu.
* Baykal'ın bir başkasına güven duyması çok mu zor?
Kesinlikle. Şu anda etrafında gördüğünüz kişilere güvenmez mesela. Önder Sav'ın
dışındakiler! ciddiye de almaz. Tabii ciddiye alınacak halleri de yok, o da ayrı
konu.
* Ondaki bu sabit duygulan daha önce keşfetmediniz mi?
Bakın, Baykal o kadar uzun bir kavganın içinden geliyor ki... Bu deneyimler onu
başkalarından fikir alma değil, kendi fikirlerini başkalarına kabul ettirme
noktasına getirdi. Hiç unutmam, 1975'te rahmetli eski içişleri Bakanı İlyas
Keskin, Ecevit için demişti ki: "Ecevit'te ben Enver'in sergüzeştçiliğiyle
Abdülhamit'in vehimlerini bir arada görüyorum." Bugünkü liderler için böyle
şeyler atfetmek belki doğru değil ama Baykal dünyada hiçbir liderin yapmadığı
kadar muhalefet kavgası yaptı. Eğer liderlik psikolojisi yüksekse bunların bir
insan üzerindeki birikimi onu ya "Benim gibi lidere bu yakışır. Toplum beni
anlamadı, ben gidiyorum" noktasına getirir ya da bu noktaya getirir.
* Peki Baykal gibi nitelikli bir siyasetçinin bu noktaya gelmesi Türkiye'nin
de kaybı olmadı mı?
Kesinlikle, o kadar önemli bir şey sordunuz ki... Çünkü kabul etmek lazım,
Baykal bu ülkeye nitelikleri bakımından çok geldi. Avrupa standartlarındaki tek
adamdı. Türk seçmeninin düzeyi Baykal'ı algılayamadı. Nasıl ki CHP'yi
algılayamadı... CHP bütün zamanlarında topluma yabancı bir partiydi. Toplumun
önündeydi. Laiklik konusunda özveride bulundu, kendini feda etti ve toplum
buraya geldi. Ama dünyanın her yerinde politikacı ne olduğu değildir, ne
gözüktüğüdür. Siz buna imaj diyorsunuz.
* İmaj geri kazanılamaz mı; imaj gidince gitmek mi gerekir?
Demirel, Cumhurbaşkanlığı bittikten sonra bir altı ay ne yapabilirim diye baktı.
Baktı ki bir şey olmaz "Ben artık fahri bir adamım" deyip kenara çekildi. Erdal
Bey de "Bu halk beni başbakan seçmiyor" dedi ve hemen gitti. Baykal ise hâlâ
kendi dışındaki nedenleri çözerse başbakan seçileceğine inanıyor.
* Baykal'la ne kadar zamandır konuşmuyorsunuz?
Dört yıl oldu. Hâlâ çok sevdiğim bir insandır. Yılların birikimi var ikimizde
de... Ona hep doğruyu söyledim, şimdi de söylemeye devam ediyorum. En
yakınındaki insanların bile arkasından yaptıkları dedikoduları duyunca
üzülüyorum, içim sızlıyor.
Baykal tarihi bir karar verip çekilirse Türk siyaseti değişir (2)
Eğer, Baykal büyüklük gösterip Kemal Derviş lehine çekilirse,1999'daki
istifasından çok daha büyük takdir toplar. Halkın da CHP'nin de başının tacı
olur. Böyle bir CHP Türkiye'nin önünü açar, AKP'yi ciddi anlamda zorlar Hakkında
söylenenler doğruysa Sarıgül 3 ay bile kalamaz
* Baykal'ı bir kenara koyalım; peki CHP'nin layığı Sarıgül mü?
Rüşvet iddiaları, hakkındaki şaibeler, onlar önemli değil mi? BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ı izliyor musunuz? Dünyanın en dürüst siyasetçilerinden biri olmasına
rağmen oğlunun yüzünden o bile tartışılıyor. Hele de Türkiye'de bu prim yapıyor.
Sarıgül için yolsuzluk dedikodusunun çıkması vatandaş için "Demek bu adam
iyiydi, önünü kesmek için bunları çıkardılar" anlamına geliyor.
* Peki sizin içinize siniyor mu?
Hanımefendi karşı karşıya olduğumuz sorun, CHP'nin sorunu. Ahlaki sorunum değil.
Deniz Bey'i ilk kez değiştirebilir bir adam çıkıyor ve ben kalkıp "Bu benim
işime gelmiyor, ben daha iyi bir adam arıyorum" diyeceğim, öyle mi? O bizim iyi
dediğimiz adamları halk istemiyor ki...
* Siz Sarıgülcü müsünüz?
Hayır, öyle bir şey demiyorum. Ben diyorum ki bu sorunu öncelikle Baykal'ın
kendisi çözsün. Çözmüyorsa bıraksın kurultay özgürce kendisi çözsün. Sarıgül
bunu kazanır da hakkında söylenenler doğruysa zaten Sarıgül üç ay bile kalamaz
orada. O gider yerine başkası gelir.
* Yani siz diyorsunuz ki CHP'nin yolu Deniz Baykal'dan bir açılsın da ne
olursa olsun...
Mutlaka ilk genel seçimden önce CHP genel başkan sorununu çözmeli. Benim
istediğim bu.
* ABD'lilerle de konuştuğunuza göre size sormak lazım: Sarıgül'ün ABD'nin
servisi olduğu iddiaları var...
Böyle bir şey olabilir mi? Mümkün mü! Bunlar filmlerde olur. Saçma sapan
iddialar bunlar. Sandalyeler havada uçacak..
* Üçüncü isim olamaz mı?
Hayır, pratiği yok. Sarıgül ya da Baykal kendiliklerinden çekilmedikleri sürece
üçüncü bir isim kim olursa olsun şansı olmaz.
* Peki şıkları sıralayalım o zaman... Bin Kurultay'dan önce Sarıgül tasfiye
edilir mi?
Olabilir. Duyuyorum bunları.
* Olursa yine kurultaya gidilir mi?
Zaten şu saat itibariyle resmi olarak ilan edilmedi. Gitmeyebilir de...
* Sarıgül elenince karşısına daha güçlü bir isim çıkabilir diye mi?
Ve tabii seçimli kurultay yapmıyorum da diyebilir.
* 29 Ocak'ta planlanan bu "13. Olağanüstü Kurultay", 1972'deki "5. Olağanüstü
Kurultay" a benzemiyor mu? O zaman da başka bir gündem maddesiyle toplanılmıştı
ve İsmet İnönü Ecevit'in yüzünden genel başkanlıktan istifa etmişti?
Çok benziyor. Şimdi de Baykal ben genel başkan seçeceğim demiyor, yolsuzluk
meselesini tartışılması ve karara bağlanması için kurultaya getiriyorum diyor.
Belki de birinci gündem maddesi bunu yapıp, Sarıgül'ü kurultayda da tasfiye
edebilir. Şu anda onun hukuki yapısını araştırıyorlar zaten. Delegasyon Baykalcı
* Diyelim ki Baykal ve Sarıgül kurultaya gitti. Ne olur?
Büyük bir ihtimalle söylenen eğer Sarıgül'ün kazanacağı bir ortam varsa o iş
alabora olur. MHP'nin kurultayı gibi olur. Ben böyle bir tabir kullanmam ama
"Kan çıkar" diyenler var.
* Baykal'ın seçilme şansı ne kadar?
Baykal şu anda listeyi eline almış tek tek delegeleri arıyormuş. Bu delegasyon
zaten Baykalcı. Sarıgül'ün de içe sinmeyen tarafları var. O nedenle Baykal'ın
üçüncü turda olsun 650 küsur oyu yine bulma şansı yüksek.
Sarıgül? Her şey açık, demokratik yapılırsa olabilir. Sarıgül'ün endişesi
de bu zaten.
* Sarıgül bunu görüp çekilir mi?
Başta Onur Bey onu bu yönde ikna edebilir. "Sen vazifeni yaptın, çekil"
denebilir.
* Kim için çekilebilir?
En yakın isim Celal Doğan'dır. Hikmet Çetin ve Erdal Bey için de vazgeçer.
* Gruptan biri çıkar mı?
Vallahi hepsi bekliyor ama olmaz. Delegeden yeterli oyu alıp adaylıklarını
koyamazlar bile.
* Baykal 99'da sizi dinlemişti belki şimdi de dinleyip çekilir mi?
Baykal Celal Doğan için de olumlu düşünebilir fakat, ancak Derviş için bırakır.
Deniz Bey'in değer yargılarına da Derviş yakışır.
* Eğer böyle bir şey yaparsa 99'daki istifasından çok daha havalı bir şey mi
yapmış olur?
Çok havalı olur. Bir kere medyanın desteğini alır. işadamları ve aydınları
arkasına alır. Avrupa desteği kazanır. Gerçekten CHP AKP'yi ciddi biçimde
zorlar. Zülfü Livaneli dahil partinin bütün nitelikli insanları Derviş için bir
araya gelir.
* Baykal'ın konumu ne olur?
Görev almaz tabii. Fahri genel başkan denmez ama Kemal Derviş onu bütün
toplantılara sokar, görüşünü alır. Partiyi onunla birlikte götürür. Baykal'ın da
söyledikleri daha çok dinlenir, etkili olur. Sokakta gören elini öper, baş tacı
eder vallahi...
Üçüncü isim kim
* Hikmet Çetin?
"Abi formülü" için onun adı geçiyor ama Hikmet Çetin kabul etmez. Şu anda
buralarda olduğu için millet bu iş için geldiğini sanıyor. Ama böyle bir işe
girmeye niyeti olmadığını ben biliyorum.
* Hurşit Güneş?
Çok değerli bir arkadaşımız ama kendisine de söyledim, 'Aday olmak için 262 oy
gerekiyor, sen iki tane bile bulamazsın" dedim. Daha kurultay resmen ilan
edilmeden aday olmak çocuksu bir hareket.
* Celal Doğan?
Sarıgül gibi halk katında oy alacak bir kişi. Sosyolojik olarak blok oyları var.
Solun Demirel'i gibi bir adamdır. Sarıgül'ün de Baykal'ın da lehine çekilmeye
razı olabilecekleri tek isim. Doğan'ın formülü de şöyle: Ben genel başkan
olayım, Derviş başbakan... Gerçi Derviş böyle bir şeyi kabul etmemiş ama yine de
iyi arkadaşlardır, olabilir. Partiyi seçime taşıma ve delegasyon gücü bakımından
en şanslı onu görüyorum.
* Kemal Derviş?br> Sanıldığının tersine Baykal'ın Derviş'ten çok üstün
yanları vardır. Derviş'in birincisi politik bir kimliği yok. Siyasi iddiası yok.
Türk siyasetinin alışkanlıkları yok. Zaten kendiliğinden böyle bir işe soyunmaya
da hiç niyeti yok. Kurultay günü burada olmayabilir bile. Ama eğer Baykal
"Yerimi sana bırakıyorum" derse işte o zaman gelir ve en iyisi de bu olur.
Haber : Devrim SEVİMAY